Mütefekkir https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir tr-TR <p><strong>Telif Hakkı Bildirimi</strong></p> <p>Dergimize malale gönderen yazarlar, dergimizin online sistemine çalışmalarını yüklerken aşağıda belirtilen telif hakkı devir formunu okurlar ve onaylarlar.</p> <p>MÜTEFEKKİR TELİF HAKKI DEVİR FORMU</p> <p>Mütefekkir Editörlüğüne,</p> <p>Derginiz OJS sisteminde başlığı ve yazarları belirtilen çalışma, yayımlanması için değerlendirilmek üzere yüklenmiştir. Bu çalışma daha önce hiçbir yerde yayımlanmamıştır, yayıma kabul edilmemiş ve değerlendirilmek üzere başka bir dergiye gönderilmemiştir.</p> <p>Çalışmanın, yayıma kabul edilmesi durumunda Esere ilişkin 5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK’in) 21. maddesinde düzenlenen “İşleme Hakkı”nı, 22. maddesinde düzenlenen “Çoğaltma Hakkı”nı, 23. maddesinde düzenlenen “Yayma Hakkı”nı, 24. maddesinde düzenlenen “Temsil Hakkı”nı ve 25. maddesinde düzenlenen dijital iletim de dâhil olmak üzere “İ̇şaret Ses ve/veya Görüntü Nakline Yarayan Araçlarla Umuma Yayın”, yeniden iletim, umuma iletim, temsil yetkisi ve üçüncü kişilerin seçtikleri yer ve zamanda Esere erişimi sağlamak suretiyle umuma iletim hakkını ve işbu sözleşmede belirlenen diğer hakları; yer, sayı ve muhteva itibariyle gayrimahdut, süre itibariyle ise işbu sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan kanunun öngördüğü koruma süresince münhasıran Yayıncıya devredilmiştir.</p> <p>Ayrıca; Manevi haklar Eser Sahibinde (Bundan sonra Yetkilendirilmiş Yazar) kalır. Ancak Yayıncı, kendisine devredilen mali haklar çerçevesinde manevi hakları kullanma yetkisine sahiptir. Bu kapsamda FSEK’in 14. maddesinde düzenlenen “Umuma Arz Salahiyeti”, 15. maddede düzenlenen “Adın Belirtilmesi”, 16. maddede düzenlenen “Eserde Değişiklik Yapılmasını Önleme”, 17. maddede düzenlenen “Zilyede ve Malike Karşı Eser Sahibinin Kullanabileceği Hakları” üçüncü kişilere karşı ileri sürebilir. Buna karşılık, eser sahibinin şerefini ve itibarını zedeleyecek tarzdaki yayını Yetkilendirilmiş Yazarın önleme hakkı mahfuzdur.</p> <p>Yayıncı, Eserin aslını ya da kopyalarını herhangi bir şekilde veya yöntemle tamamen veya kısmen çoğaltıp yayımlayabilir. Bu bağlamda Yayıncı, Eseri ciltli, ciltsiz yayımlayabileceği gibi, fasiküller hâlinde süreli ya da süresiz yayın formatında, değişik boylarda ve renklerde, görme engelliler için hazırlanacak yazı şekillerinde çoğaltıp yayımlayabilir. Yine Yayıncı, Eseri fiziki ortamda çoğaltıp yayımlayabileceği gibi, internet ve benzeri dijital ortamlar da dâhil olmak üzere bilgisayar, cep telefonu, CD, DVD gibi işaret, ses ve/veya görüntü nakline ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan ortamlarda da geçici ya da sürekli olarak çoğaltıp yayımlayabilir. Bu kapsamda Yayıncının, Eseri e-kitap ve z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) gibi yeni teknolojinin gerektirdiği formatlarda ve mecralarda yayımlayabileceğini, iPhone, iPad, iPod ve Android gibi değişik formatlarda aplikasyonlarını yapabileceğini Yetkilendirilmiş Yazar, kabul, beyan ve taahhüt eder.</p> <p>Yetkilendirilmiş Yazar, Eserin radyo-TV, uydu ve kablo gibi telli ya da telsiz araçlarla yayın ve yeniden yayın hakkı, umuma iletim, yeniden iletim, temsil yetkisi ile dijital iletim de dâhil olmak üzere üçüncü kişilerin seçtikleri yerde ve zamanda Esere erişimi sağlamak suretiyle umuma iletim, yeniden iletim ve temsil yetkisi hakkını Yayıncıya devir ve temlik etmiştir. Bu kapsamda interaktif uygulamalar, DVD, VCD, CD, MP3, video, GSM, EDGE, UMTS, 2.5G, 3G, LTE, 4G, DVBH, CDMA, HTML, XML, WAP, mobil TV, mobil streaming, mobil live streaming, catch-up, VOD, mobil, internet, sosyal medya, IPTV, WEBTV, HTML, XML, WAP, GSM, iPad, iPod, iPhone ve benzeri akıllı cihazlar ile mobil teknolojinin kullanıldığı cep telefonları ve sair mobil mecralar gibi sözleşmeye imza atıldığı tarihte bilinen ya da ileride geliştirilecek araçlarla yayın, erişimi sağlamak, umuma iletim, umuma erişim sağlama, yayın ve yeniden yayın hakkı ve yetkisi Yayıncıya ait olacaktır.</p> <p>Yetkilendirilmiş Yazar, Yayıncıya Eserden doğan işleme hakkını ve yetkisini devir ve temlik etmiştir. Bu kapsamda Yayıncı, Eseri her dil ve lehçeye tercüme; müzik, sinema, opera ve tiyatro gibi eser türlerine dönüştürme veya bunlarla birlikte kullanma; sesli ve/veya görüntülü kitaba dönüştürme; külliyata dönüştürme; derleme, farklı yaş gruplarına göre seviyelendirme, uyarlama, özetleme ve veri tabanına ekleme, resimlendirmek suretiyle yayma gibi işleme ve bu işlemeler üzerindeki haklar ve yetkiler münhasıran Yayıncıya aittir.</p> <p>Yayıncı, Eserin ticarileştirme (marchandasing) haklarının sahibidir. Bu bağlamda Yayıncı, Eserin adı, Eserde geçen herhangi bir karakter, karakterlerin isimleri, olayları, fotoğraf, çizgi ve resimleri, istediği şekilde ve istediği sektörde herhangi bir başka hizmet veya ürün ile birlikte promosyon ya da ticari olsun veya olmasın başkaca amaçlarla kullanabilir. Yayıncı, bu unsurları kendi adına marka veya alan adı olarak da tescil ettirebilir.</p> <p>Çalışmanın bütün yazarları adına Yetkilendirilmiş Yazarı olarak, devir ve temlik ettiğim haklar bakımından devre ehil olduğumu, Eser üzerinde üçüncü kişilerin herhangi bir hakkının bulunmadığını, işbu sözleşme ile Yayıncıya devrettiğim hakların kendime ait olduğunu ve daha önce hiç kimseye bu hakları devretmediğimi; üçüncü kişilerin Eserin tümü ya da bir bölümü üzerinde herhangi bir hak iddia etmesi durumunda bundan doğabilecek tazminat ve diğer yasal sorumlulukların kendime ait olacağını; Yayıncının bu durumda uğrayabileceği her türlü zararı da derhal ve nakden tazmin edeceğimi ve Yayıncının bu nedenle işbu sözleşmeyi feshetme yetkisinin de bulunduğunu kabul ve beyan ederim.</p> <p>Eserin Yetkilendirilmiş Yazarı olarak, Mütefekkir'in “Yazarlara Notlar” bölümündeki tüm koşulları kabul ettiğimi/ettiğimizi ve sunduğum/sunduğumuz çalışmanın etik kurallara uygun olarak hazırlandığını, yayımlanacak yazıda editöryal düzeltme yapma hakkının Mütefekkir'e devredildiğini tasdik ederim.</p> <p>Yetkilendirilmiş Yazar olarak Derginiz OJS sistemine kendi kullanıcı adım ve şifremle girdiğimi ve ekranda gördüğüm “Telif hakkı devir formunu gördüm ve kabul ettim” ibaresini işaretleyerek işbu Telif Hakkı Devir Formunda yazan hususları kabul etmiş olduğumu beyan ederim.</p> suayipkaratas@aksaray.edu.tr (Dr. Öğr. Üyesi Şuayip KARATAŞ) mutefekkirdergisi@gmail.com (Mütefekkir Teknik Destek) Sal, 30 Haz 2020 00:00:00 +0300 OJS 3.1.2.4 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 İslam Düşünce Tarihinde Fıkhî İhtilâf https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/396 <p class="3-zet">Yakın anlamlar ifade eden hilâf ve ihtilâf kavramları, çoğu zaman birbirlerinin yerine de kullanılmıştır. Fıkhî meseleler üzerinde cereyân eden görüş ayrılıkları Hz. Peygamber döneminde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak Hz. Peygamber’in hayatta oluşu ve sahabenin konuyu ona arz etmesi ciddi tartışmaların yaşanmasına engel olmuştur. Hulefâ-i raşidîn ve müctehid imamlar döneminde de fıkhî ihtilâfların neden olduğu tartışmaların dozunun düşük olduğu söylenebilir. Ancak özellikle mezhepleşme süreci ile zuhûr eden taklid ve taassup ruhu, fıkhî meseleler üzerinde ciddi tartışmaların meydana gelmesine zemin hazırlamıştır. Günümüze kadar varlığını devam ettirmiş olan ihtilâf, kuşkusuz kıyamete kadar da var olmaya devam edecektir. Bu çalışmada fıkhî konular üzerinde cereyan eden ihtilâfın tarihsel süreç içerisinde geçirdiği evreler örneklerle incelenmeye çalışılacaktır.</p> İsa ATCI Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/396 Sal, 30 Haz 2020 00:00:00 +0300 Sahâbî Büdeyl b. Verkâ‘ el-Huzâî’nin Hayatı https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/428 <p class="3-zet">Büdeyl b. Verka, Hz. Peygamber’in değerli sahâbîlerden bir tanesidir. Mekke’de evi bulunan Büdeyl, Mekke şehrinin tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Huzâa kabilesindendir. Huzâalılar, Mekke’deki haberleri Hz. Peygamber’e iletmişlerdir. Bu sebeple kaynaklarımızda Huzâalılar, Hz. Peygamber’in müttefiki, sırdaşları ve yakın arkadaşları olarak geçmektedir. Büdeyl’in babası, annesi ve eşleriyle ilgili net bilgiler söz konusu değildir. Adı tespit edilebilen altı erkek çocuğu vardır. Çocuklarının hepsi Müslüman olmuştur ve önemli faaliyetlere katılmışlardır. Büdeyl, Müslüman olmadan önce Hudeybiye Antlaşması esnasında elçilik görevi yürütmüştür. Zekâsı ve hatipliği dikkat çeken Büdeyl, sözleriyle iki tarafı savaştan uzak tutmuştur. Mekke’nin fethi öncesinde veya sonrasında onun Müslüman olduğuna dair rivayetler olmasına rağmen, Hudeybiye Antlaşması sonrasında Müslüman olduğuna dair rivayetler daha isabetli görünmektedir. Bu dönemde Hz. Peygamber’in onun adını özellikle zikrettiği bir davet mektubu, onun Müslümanlığında etkili olsa gerektir. Bekiroğullarının Huzâalılara baskınını Hz. Peygamber’e haber veren heyette Büdeyl de vardır. Mekke Fethi, Huneyn ve Tebük gazvelerine katılmış ve önemli görevler yapmıştır. Hz. Peygamber ile Veda haccına katılmış, onun emirlerini insanlara duyurmuştur. Hz. Peygamber’den üç hadis rivayet eden Büdeyl, Hz. Peygamber’den önce vefat etmiştir.</p> Mithat ESER Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/428 Sal, 30 Haz 2020 00:00:00 +0300 Akıl Anlayışları ile Temel İlkeleri Arasındaki İlişki Açısından Bir Mu‘tezile-Eş‘ariyye Mukayesesi https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/415 <p>Dini düşüncenin en temel problemlerinden biri akıl-nakil, diğer bir isimlendirme ile bilim-din ilişkisidir. Bu problem, İslâm düşünce geleneklerinin oluşumunda belirleyici etkenlerin başında gelir. Akıl-vahiy ilişkisi mezheplerin teşekkülünü etkilemesinin yanı sıra onların temel ilkelerinin tümüne sirayet eden çok önemli bir meseledir. İslâm düşüncesinin kurucu unsurlarından biri olan Mu‘tezile ekolü, dinin doğru anlaşılabilmesinin aklın yorumlayıcı gücü ile mümkün olacağını düşündüklerinden, nassı da bu temel ilke üzerinden anlamayı tercih ettiler ve bu tavır Mu‘tezile kelamcılarını soyut bir tanrı anlayışına ve insan aklını ve özgürlüğünü vurgulayan bir düşünsel yapıya götürdü. Buna mukabil İslâm düşüncesinin önemli bir geleneği olan Eş‘ariyye ise dinin anlaşılması ile metne sadık kalma arasında doğrudan bir ilişki kurdu. Diğer bir ifade ile aklın yorumlamasını lafzın delalet imkânları ile sınırladı. Dini metinlerin anlaşılması tamamen saf akla bırakıldığında kulun kendi beklentilerini ve arzularını din olarak belirleyeceğini düşünen Eş‘arî kelamcılar kendilerine göre tutarlı bir tanrı-âlem ilişkisi kurdular ve dinin doğru anlaşılması için, ilâhî zâta yakışan olumlu tüm sıfatlarla Allah’ın tavsif edilmesi gerektiğini düşündüler. Böylece çerçevesi çizilen bu makale özellikle tevhid, adalet ve el-va‘d ve’l-vaîd ilkeleri üzerinden yapılacaktır. Zira ekollerin farklılıklarına bu esaslar konusundaki görüşler önemli miktarda işaret etmektedir.</p> Hüseyin KAHRAMAN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/415 Sal, 30 Haz 2020 03:57:19 +0300 XV. Yüzyıl Osmanlısında Hakikate Aşkla Bir Yolculuk: Yûsuf Hakîkî’de Felsefe, Akıl ve Aşk https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/433 <p class="3-zet">İnsani varoluşun bilinç düzeyindeki farkındalığına katkıda bulunan çeşitli tecrübe alanlarından söz etmek mümkündür. Bu anlamda beşerî tecrübe, kendisini sanat, bilim, felsefe gibi düşüncenin farklı biçimleriyle görünür kılabilmektedir. Bunların içerisinde özel bir düşünme biçimi ve ürünü olarak felsefi düşüncenin çok katmanlı ve çok boyutlu bir yapı sergilediği dikkate alındığında düşünce tarihinin her aşamasında felsefi düşüncenin gelişim seyrini izlemek önem arz etmektedir. Bu çalışmada XV. yüzyıl Osmanlı dünyasının bir düşünürü olarak Yûsuf Hakîkî (ö. 892/1487)’nin düşünce dünyasında felsefenin nasıl konumlandırıldığı tartışılmaktadır. Böylelikle, Yûsuf Hakîkî örneğinden hareketle, Türk-İslam düşüncesi açısından önemli bir tarihsel aşamayı temsil eden Osmanlı döneminin düşünsel yönelimine dikkatleri çekmeyi amaçlamaktadır. Tasavvuf düşüncesi geleneği içerisinde düşünce üretmiş olduğu görülen Yûsuf Hakîkî’nin Hakîkî-nâme ve Mahabbet-nâme adlı eserlerine dikkatler çevrildiğinde onun akıl ve aşk kavramlarına merkezi bir yer verdiği görülmektedir. Bu çerçevede çalışmada Yûsuf Hakîkî’nin felsefeyi nasıl anlamlandırdığı ele alınmakla birlikte onun hakikat arayışında akıl ve aşk kavramlarının nasıl konumlandırıldığı da tartışılmaktadır. Çalışma, Yûsuf Hakîkî’nin akıl ve aşk ekseninde ortaya koyduğu normatif değerlerin salt bir tasvirinden ziyade, bu değerlerin çağdaş düşünceye seslenecek şekilde dinamik bir yapı içerip içermediklerini sorgulamaktadır. Böylelikle Yûsuf Hakîkî’nin fikirlerinin günümüz Türk İslam düşüncesi açısından ne anlam ifade ettiğini tartışmaya dâhil etmek de çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır.</p> Zübeyir OVACIK Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/433 Sal, 30 Haz 2020 04:25:55 +0300 Cemâleddin Aksarâyî’nin Fıkhî Konuları Çözümleme Metodu: el-Es’ile ve’l-ecvibe Kitabı Örneğinde https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/407 <p class="3-zet">Aksarâyî olarak bilinen Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Fahreddin er-Râzî (ö. 791/1389) aklî ve naklî ilimlere hâkim olan çok yönlü bir âlimdir. Tefsir hadis, fıkıh, ahlak ve tıp gibi birçok ilimde tedriste bulunup Arapça, Türkçe ve Farsça olmak üzere farklı dillerde eserler telif etmiştir. Bunların yanı sıra kadılık ve kazaskerlik gibi çok önemli görevlerde de bulunmuştur. Söz konusu görevleri üstlenmiş olması ise onun büyük bir fakîh olduğunu açıkça göstermektedir. Fıkıh ilminde Hâşiye ‘alâ Şerhi <em>Mecma‘i’l-bahreyn</em> ve <em>Şerhu Gâyeti’l-kusvâ</em> gibi müstakil sayılabilecek çalışmalarının dışında müşkil âyet ve hadisler kapsamında hazırladığı <em>el-Es‘ile ve’l-Ecvibe</em> adlı eserinde de ahkâm ile ilgili âyet ve hadislerin fıkhî çözümlemesine değinmeyi ihmal etmemiştir. Her ne kadar söz konusu kitabın asıl kaleme alınma hedefi genel anlamda müşkil veya çelişkili görünen âyet ve hadislerin çözümü olsa da dolaylı olarak fıkhî bazı konulara da değinmiştir. Bu makalede Aksarâyî’nin hayatı ve ilmi kişiliğiyle ilgili kısa bir bilgiye yer verildikten sonra sözü geçen eserinde değindiği fıkhî çözümlemeler aktarılıp metot açısından değerlendirilecektir.</p> Mehterhan FURKANİ Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/407 Sal, 30 Haz 2020 04:34:24 +0300 Beyazperdenin Sahte Kurgusu: Hollywood Dünyasından Örneklerle Hipergerçekliğin İnşası https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/444 <p class="3-zet">Bu makalede, dinî ve kültürel yönden dönüşüm geçirilmesine neden olan faktörler arasında yer alan Hollywood sinemasının nasıl bir dünya kurduğu ve seyirciyi bu dünyanın içine çekerek nasıl bir hipergerçekliğe yönlendirebileceği araştırılmaktadır. Hollywood dünyasında gerçek hayattan farklı imgeler ve yaşantıların gösterilmesi, sinemanın seküler hipergerçekliğin inşası noktasında çok önemli bir role sahip olduğunu anlatmaktadır. Zira farklı filmlerden az da olsa belirli alımlamalar yapan seyirci, gösterilen anlamları zihninde birleştirerek beyazperdenin sahte kurgusunu içselleştirebilecektir. Bundan dolayı filmlerin insan hayatındaki derin etkilerini dikkate alan bu makalenin temel amacı, doğru bir film eleştirisi ile birlikte içinde yaşadığımız dünyanın çeşitli yönleriyle sorgulanmasına katkı sunabilmektir. Makalede yer alan filmler öncelikle dine yönelik yaklaşımları, çoğunlukla ise popüler olmaları, televizyonlarda gösterilmeleri ve seyircinin ilgisini çekmeleri yönüyle seçilmiş ve değerlendirmeye alınmıştır. Bu filmler söylem analizi başta olmak üzere farklı yöntemler çerçevesinde seyredilmiş ve öne çıkan yönleri göz önünde bulundurularak içlerinden örnekler verilmiştir. Böylece tümevarım yöntemiyle Hollywood’un yönlendirici temel altyapısı genel bir bakış açısıyla ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve her filmde farklı yönleri bulunan unsurlar bir araya getirilerek bir zihniyet analizi yapılmıştır. Ayrıca olumsuz etkileri açısından dünya sinemasından öne çıkan bazı filmlerden de örnekler verilmiştir.</p> Mustafa SARMIŞ Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/444 Sal, 30 Haz 2020 04:44:46 +0300 İslam Yargılama Hukukunda İstinâbe https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/423 <p class="3-zet">Mahkemeler, öteden beri kendileri için tayin edilmiş yargı çevresinde görevlerini icra ederler. Bu nedenle görev ve yetkisini aşarak bir davaya bakamaz ve karar veremezler. Aksi halde bu karar, hukuken geçerli olmayacaktır. Bununla birlikte mahkemelerin bakmakta olduğu davaların bir yönüyle yargı çevresinin dışında olması muhtemeldir. Bu durumda mahkemenin ne yapacağı, hukukî bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Bu araştırma, zikredilen soruya yanıt aramakta ve bunu yaparken hem öğretiye hem de mahkeme kararlarına (kadı sicili) dayanmaktadır. Yargı çevresi dışında ikamet eden şahitlerin dinlenmesi veya davalının isticvabı, keza yargı çevresi dışındaki bir mahallin keşfi vb. durumlarda mahkemeler arası hukukî ve adlî yardımlaşma gündeme gelir. Bu husus öğretide kitâbü’l-kādî ile’l-kādî başlığı altında ele alınmış ve burada kitâbü’l-kādînin meşruiyeti, şekil şartları ve keyfiyetine ilişkin görüşler dile getirilmiştir. Sadece hukuk davalarında kullanılan bu kurum, nâib ve hakem tayininden bazı açılardan farklıdır. Bu kuruma ancak yapılacak işlemin mahkemenin yargı çevresi dışında olması, yargı çevresi dışında bulunan şeyin mahkemeye getirilmesinde imkânsızlık olması, kişinin veya şeyin mahkemeye getirilmesinin zaman israfına ve ekonomik kayba neden olması durumunda başvurulabilir. Bir hâkimin başka yer hakiminden bir iş veya işlemin yapılması yönünde adlî talepte bulunması “istinâbe” adıyla, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında da kanun ve yönetmelik düzeyinde kendine yer bulmuş ve birçok yerde hâkimlerin bu usule başvurabileceği dile getirilmiştir.</p> Mustafa HAYTA Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/423 Sal, 30 Haz 2020 00:00:00 +0300 Bir Vakit Namazı Terk Edenin Durumuyla İlgili Bazı Rivayetlerin Kritiği https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/422 <p class="3-zet">İslâm’ın beş şartından ikincisi olan farz namazların eda edilmesinin ehemmiyeti ve terk edilmesi durumunda kişinin bazı cezalara maruz kalacağı çeşitli kaynaklarda belirtilmiştir. Ancak bu bağlamda, bir vakit namazı terk edenin durumuyla ilgili daha çok halk arasında ve kimi çevrelerde dile getirilen birtakım ceza içerikli rivayetlerin sıhhatinin incelenmesi son derece önemlidir. Zira namaz kılmalarını sağlamak niyetiyle de olsa insanları korkutarak uyarmak için ifade edilen cezaların Kur’ân yahut sahîh sünnetle sâbit olması zorunludur. Aksi halde bu durum Allah (c.c.) adına karar verme yahut peygamber adına yalan söyleme gibi büyük bir problemi beraberinde getirmektedir. Ayrıca bu tür cezaların dillendirilmesi, kimi zaman umulan olumlu tesirin aksine insanlar üzerinde negatif bir etki bırakıp onların namazdan daha çok uzaklaşmalarına sebep olabilmektedir. Bu vesileyle araştırmada, özellikle bir vakit namazı terk etmenin cezasının seksen yıl cehennem ateşinde yanmak olduğu gibi belli rakamlarla ifade edilen ceza miktarları belirten rivayetlerin kaynak değerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Böylece bu konuda asılsız olduğu tespit edilen rivayetlere itibar edilmemesi gerektiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Ayrıca bir vakit namazı terk edenin durumuna dair temel hadis kaynaklarında aslı bulunan başka rivayetler varsa bunların da tespit edilerek bu konudaki sahih bilginin insanlara aktarılması araştırmanın bir başka amacıdır. Son olarak her iki hususun da son derece önemli olduğu düşünülmektedir.</p> Abdulvehhab GÖZÜN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/422 Sal, 30 Haz 2020 05:22:49 +0300 El-Hansâ’ Bint ‘Amr: Eski Arap Şiirinde Öncü Bir Mersiye Şairi Hanım https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/413 <p class="3-zet">Yedinci yüzyıl Arap Yarımadası’nda yaşamış olan Hansâ (Tumâdir) bint ‘Amr, İslam öncesindeki ve İslam’ın ilk yıllarındaki en etkili şairlerden birisidir. Suleym kabilesine mensup olan Hansâ, mersiye sahasında, hiç kuşkusuz ki, zamanının en güçlü kadın şairidir. İslam öncesi toplumunda kadın şairlerin üstlenmiş olduğu rol, Hansâ örneğinde olduğu gibi, savaş meydanında şehit düşen kabile üyeleri için mersiye şiirleri nazmetmeleridir. Onun olağanüstü şöhreti, ağırlıklı olarak, Benû Suleym ile Benû Murra ve Benû Esed arasında gerçekleşen kabile çatışmalarında, İslamiyet’ten önce öldürülen kardeşleri Sahr ve Mu‘âviye için nazmettiği ağıtsal şiirlere dayanmaktadır. 629 senesinde, aşiretinin gönderdiği bir heyetle birlikte Medine’ye gelmiş, burada İslam Peygamberi Hz. Muhammed ile buluşmuş ve büyük bir hevesle yeni dini benimsemiştir. Onun şiirleri, İslâmî metinleri tefsir edebilmeleri için bozulmamış Arapçayı tetkik etmeleri lazım gelen Müslüman âlimlerce tedvin edilmiştir. Yadsınamaz şiirsel yeteneği bir kenara bırakıldığında, Hansâ’nın edebiyat sahasındaki ehemmiyeti, mersiye geleneğini, sec‘ yahut recez formlarının yerine, karîd nazmı seviyesine yükseltmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sanat türünde ona üstünlük sağlayan metodolojisi, onun ardından risâ’ şiirlerinde klişeleştirilecektir. Hansâ’nın bir kadın figürü olarak Arap edebiyatında elde ettiği sağlam konum, son derece benzersizdir. Bu çalışmada Hansâ’nın mersiye şiirleri ve şiirsel üslubu bilimsel bir yöntemle incelenmiştir. Bunun yanı sıra onun öne çıkan birkaç şiirinden örnekler sunulmuştur.</p> Esat AYYILDIZ Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/413 Sal, 30 Haz 2020 05:40:19 +0300 Şer‘î Naslar Bağlamında Nikâh Lafzı ve Fıkhî Tesiri https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/414 <p class="3-zet">Bu makalenin konusu nikâh lafzının şerʻî naslardaki kullanımı ve bunun fıkhî tesiri hakkındadır. Nikâh lafzı lügatlerde birbirine katma, cem etme, akit ve cinsel ilişki gibi manalarda kullanılmaktadır. Şerʻî metinlerde muhtemel kelime anlamlarından hangisinin gerçek anlamda kullanıldığı hususu fakihler arasında tartışmaya neden olmuştur. Nikâh lafzının şer‘î naslardaki gerçek anlamının akit olduğunu belirten fakihler cinsel ilişki anlamının ise ancak mecazî olduğunu kabul etmişlerdir. Cumhurun kanaatini yansıtan bu görüşe göre nikâh sözcüğü şerʻî naslarda mecaz da olsa tek başına cinsel ilişki manasında kullanılamaz. Cinsel ilişki anlamının sözlükler yanında şerʻî metinlerde de gerçek anlamda kullanıldığını ifade eden Hanefî fakihler bu görüşe karşı çıkmıştır. İlgili âyetteki nikâh lafzına gerçek manada cinsel ilişki anlamı veren kimi sahabe ve tâbiîn âlimlerinin tercihleri dikkate alındığında Hanefîlerin bu konuda yalnız olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte kimi âlimler, cinsel ilişki manasının Kur’ân’da gerçek veya mecazî yönden asla bulunmayacağını ileri sürmüştür. Onlara göre cinsel ilişki anlamının Kur’ân’da sarih/açık lafızlarla ifade edilmesi ilahî metinlerin üslup ve mahiyetine uygun değildir. Çünkü Allah Teâlâ cinsel ilişkiyi doğrudan sarih lafızlarla değil kinayeli lafızlarla nitelemiştir.</p> Fatih ÇİNAR Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/414 Sal, 30 Haz 2020 05:46:35 +0300 Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Gazellerinden Örneklerle Farsça Bağımlı Birleşik Cümle Çeşitleri https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/398 <p class="3-zet">İnsanlar arasında iletişim ve anlaşmayı sağlayan en küçük dil birimi, tam ve anlamlı mesaj ileten sözcükler dizisi olarak tanımlanan cümle, anlamlarına, yüklemlerine, kuruluşlarına ve yapılarına göre çeşitli türlere ayrılmaktadır. Cümleler yargı bildirir. Bazı cümlelerde bir yargı bazı cümlelerde ise birden çok yargı bulunur; buna bağlı olarak Farsça cümleler basit ve birleşik olmak üzere sınıflandırılır.</p> <p class="3-zet">Çalışmanın konusunu oluşturan bağımlı birleşik cümleler, birleşik cümle türlerinden biridir. Bağımlı birleşik cümleler bağlaçlı veya bağlaçsız olarak çeşitli anlam ilgileriyle birbirine bağlanır; anlatılmak istenen asıl yargıyı bildiren bir temel cümle ile ona bağlı olarak kullanılan bir ya da birkaç yan cümleden oluşur. Çalışmada bu cümle türü Fars edebiyatının en büyük şairlerinden, VII/XIII. yüzyılda yaşamış, dünyaca meşhur Bostân ve Gülistân adlı eserlerin sahibi, büyük söz ustası Saʻdî-i Şîrâzî’nin gazellerinden örneklerle, on yedi başlık altında incelenmiştir. Her başlığın altında yer alan örneklerin ve şairin divanında yer alan konuyla ilgili, üçer benzer diğer örneğin sayfa numarası ve beyit numarası dipnotta verilmiştir; ayrıca ilgili örnekteki yan cümleler altı çizili olarak gösterilmiştir.</p> Pelin Seval ÇAĞLAYAN ESEN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/398 Sal, 30 Haz 2020 10:47:19 +0300 Türk Siyasal Hayatında Sıra Dışı Bir Teşebbüs Olarak Sine-i Millet Denemeleri https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/426 <p class="3-zet">Demokrasilerin olmazsa olmazı, hiç kuşkusuz devlet meselelerinin, millet adına görüşülüp karara bağlandığı meclislerdir. Ancak bazı durumlarda iktidarların sahip oldukları sayısal üstünlük karşısında çaresiz kalan muhalefet partileri, mevcut meşru haklarını bir kenara bırakarak sıra dışı bir yöntem olarak sine-i millete dönme tehdidinde bulunmuşlardır. Türk siyasi tarihinde milletvekillerinin bireysel ya da toplu bir biçimde istifa ederek meclisi boykot etmelerini öngören sine-i millet tehdidi, kimi zaman oluşan bir mağduriyet karşısında, kimi zaman da siyasi bir hamle olarak gündeme gelmiş ve siyasi krizlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Genel itibarı ile pek de gerçekleşmeyen ancak siyasetin gündemini meşgul eden sine-i millet denemeleri, halkın da pek destek verdiği bir girişim olmamıştır.</p> <p class="3-zet">Bu çalışma Türk siyasal hayatında sine-i millet kavramının ortaya çıkışını ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanan örnekleri konu edinmiştir. Ayrıca sine-i millet girişimlerine sebep olan siyasi krizlerin ortaya çıkışı, gelişimi, siyasilerin ve partilerin sine-i millete dönme noktasında söylemleri, beklentileri ve tutumları incelenmiştir. Çalışmada; Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları gibi birincil kaynaklardan istifade edilmiş, dönemin gazeteleri, köşe yazıları, röportajlar da incelenerek elde edilen bilgiler, yazılan tetkik eserler ışığında dönemlerin konjonktürü de göz önünde bulundurularak objektif bir biçimde ortaya konulmaya çalışılmıştır.</p> Murat YILDIZ Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/426 Sal, 30 Haz 2020 05:53:23 +0300 Cüneyd-i Bağdâdîye Göre Velâyet https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/440 <p class="3-zet">Sûfiler tanrı ve insan arasındaki ilişkiye dair tüm meseleleri, “süreklilik” ve “doğrudanlık” esasından hareketle izah etmeye çalışmışlardır. Bundandır ki Sûfiler Allah’ın kullarına hitabı olan vahyin, Hz. Peygamber’in vefatıyla sona ermiş olduğu kanaatine mukabil sûfiler “velâyet” teorisini geliştirerek vahyin nübüvvetten sonraki formu saydıkları “hikmet”in kesilmezliğini ve insanların peygamberlerin tavassutu olmadan da Allah ile doğrudan ve özel bir bağ kurabileceklerini savunmuşlardır. İnsanın mahiyeti ve tekamülüne ilişkin tahlillerin merkezine yerleştirilen bu teori aracılığıyla sûfiler, ezelî hikmet olan Kur'ân-ı Kerîm’in sonsuz anlam katmanlarına veya hakikatin bilgisine her zaman için; ama yalnızca “seçilmiş olanlar” tarafından vakıf olunabileceği iddiasını gündeme getirmektedirler. Dolayısıyla Allah’ın ezelde seçtiği kişilere yani velîlerine hasrettiği makam olarak velâyet, insanın epistemik anlamda ulaşabileceği en nihai mertebenin ne olabileceği sorusuna tasavvuf kanadından gelen bir cevap olarak görülebilir. Bu makale de çoğu zaman Hakim Tirmizî’nin Hatmü’l-Evliyâ isimli eseri üzerinden yürütülen velâyet teorisine ilişkin modern araştırmaların sarf-ı nazar ettiği Tirmizî öncesi sufilerden Cüneyd-i Bağdâdî’nin görüşlerini ortaya koyarak, velayet araştırmalarındaki odak alanını genişletmeyi amaçlamaktadır.</p> Ahmet T. KARAMUSTAFA; Melek KARACAN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/440 Sal, 30 Haz 2020 06:00:42 +0300 Endülüs’ün Büyük Filozofu İbn Bâcce https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/408 <p class="3-zet">İbn Bâcce İslam felsefesinin ve Meşşâî geleneğin öne çıkan filozoflarındandır. Endülüs’ün önemli filozoflarından biri olan İbn Bâcce’nin düşünceleri İslam Felsefesinin yanında Batı aydınlanmasına da tesir etmiştir. Yaptığı Aristo yorumları nedeniyle Latincede Avenpace ve Avempace olarak bilinir. Tıp, felsefe, edebiyat, astronomi, matematik, tabiat ilimleri ve musiki alanında ciddi bir eğitimi olan İbn Bâcce, aynı zamanda hafız olup, İslami disiplinlerde uzmandır. Meşşâî geleneğe mensup olmakla birlikte kendine özgün fikirleri de olan İbn Bâcce, bir dönem Gırnata ve doğum yeri olan Sarakusta’da vezirlik yapmıştır. Talebesi İbn Tufeyl’in (ö. 581/1185) belirttiği üzere vezirlik ve saray tabipliği görevinden dolayı felsefi fikirlerini yazmakla yeterince ilgilenememiştir. Murabıtlar devletinde yöneticilik yaptığı sırada devlet ve halk arasındaki ilişkileri, gelenek ve görenekleri, diğer devletlerle olan irtibatı, üretim ve tüketim ilişkilerini gözlemlemiştir. Ayrıca hekim olduğu için insan ve yetilerini ayrıntılı analiz etmiştir. Görüşlerinden dolayı, kendisini dinsizlikle itham edenler arasında dönemin âlimlerinden Feth b. Hakan el-Kaysi (ö. 529/1135), meşhur tabip Ebü’l-Alâ İbn Zühr (ö. 470/1078), İbnü’s-Sîd el-Batalyevsî (ö. 521/1127) de vardı. Bundan dolayı İbn Bâcce’nin vefat nedeninin zehirlenme olduğu iddia edilmiştir.</p> M. Saghir Hasan MASÛMÎ; Bayram TAMTÜRK Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/408 Sal, 30 Haz 2020 10:14:03 +0300 Hadisler ve Zihinlerdeki Sorular: Büyük Muhaddis Şuayp Arnavut ile Söyleşi, Enbiya Yıldırım https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/447 <p>Yıldırım, Enbiya. <em>Hadisler ve Zihinlerdeki Sorular: Büyük Muhaddis Şuayp Arnavut ile Söyleşi</em>. 2. Basım, (İstanbul: Ensar Yayınları, 2019).</p> Kemal TAŞKIN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/447 Sal, 30 Haz 2020 10:20:48 +0300 İmâm Mâturîdî’nin Âlemin Ontolojik Yapısı Hakkında Filozofları Eleştirisi, Tahir Uluç https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/412 <p>Uluç, Tahir. İmâm Mâturîdî’nin Âlemin Ontolojik Yapısı Hakkında Filozofları Eleştirisi (İstanbul: İnsan Yayınları, 2017).</p> Halil İbrahim DELEN Telif Hakkı (c) 2020 Mütefekkir https://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0 https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/412 Sal, 30 Haz 2020 10:25:16 +0300